İlk günlerden itibaren Eskişehir’e alışmaya çalıştım; mezun olmaya yakın bir dönemde, dersler ve yeni bir şehir arasında denge kurmaya çabalıyordum. Arkadaşlarımın çoğu erkeklerden oluşan sınıf arkadaşlarıyla karışık bir ortamda, çoğu zaman derslerim ön planda oldu ve kişisel hayatımı ikinci plana atmak zorunda kaldım. Kantinde rastlaştığım genç bir adamla yavaş yavaş kurduğumuz samimiyet beni farklı şeyler düşünmeye itti; bu karşılaşma günlük yaşamıma yavaşça dokundu ve içimde saklı kalan duyguları gün yüzüne çıkardı.
Onun ismi Mert’ti ve o iki sınıfta okuyordu. İlk başta arkadaşça gelişen sohbetler, zamanla sıkça görüştüğümüz bir yakınlığa dönüştü. Bir gün sinemaya davet etti ve ben de kabul ettim; o dönemde Eskişehir’de hareketli bir sosyal yaşam yoktu, bu nedenle küçük adımlarla birbirimizi daha iyi tanıdık. Ev arkadaşları memleketlerine gittiklerinde yalnız kalmak için olanaklar doğduğunda, evde geçireceğimiz anlar için planlar kurduk. Bu süreçte birbirimize güven duymaya başladık ve aramızdaki bağ kuvvetlenmek üzereydi.
Bir akşam bana evlerinde yalnız kaldıkları bir gün içinde yaklaşımı farklı bir biçimde değişti. Yavaş yavaş birbirimize yaklaşırken, dudaklarım dudaklarına değdi; dokunmalar, ten temasları ve kelimelerin ötesinde bir yakınlık hissettim. İlk kez bu denli içten bir temas deneyimledim ve bu deneyim, duygularımı daha da karıştırdı. Gözlerindeki yoğun bakış ve dokunuşların verdiği güven, beni nereye götüreceğini bilmeden sürükledi.
O anlarda neler yaşandığını tam olarak hatırlasam da, hislerim ve yaşananlar beni etkiledi. Kıyafetlerimiz değişirken, bedenlerimiz birbirine daha yakınlaştı ve beklenmedik bir anda tamamen savruldum; duygularım, sınırlarım ve bakış açım yeniden şekillendi. İlişkinin ilerleyişi o anlarda belirsizdi; bazı anlar hem utanç hem de merakla dolu olsa da, kendimi ifade etme şeklim değişiyordu. Avuçlarımda hissettiğim sıcaklık ve içtenlik, beni biraz daha cesaretlendirdi ve bu deneyimin benim için ne anlama geldiğini düşünmeye başladım.
Bir süre sonra bu yoğun deneyim sona erdi ve ben kendi yoluma devam ettim. Mezuniyet sonrası memlekete dönmek üzere hazırlık yaparken, içimdeki tüm bu duyguların bir daha tekrarlanmayacağını düşündüm. Ancak hayatta bazen beklenmedik bağlar kurulur ve bunlar insanın kendisini yeniden keşfetmesini sağlar. Şu anda mutlu olduğum, güvenli ve sevgi dolu bir yuva kurduğumu hissediyorum; geçmişte yaşadıklarım bana, karşılıklı saygı ve umutla ilerlemenin önemini öğretti. Okuduğunuz için teşekkür ederim.