Gölgesinde Karanlık Bir Gece: İsyan Edilemeyen Bir Korku Anı

Ayten olarak kendimi tanıtayım; 34 yaşındayım, İstanbul’da yaşıyoruz ve şu an çocuk sahibi olmadık. Uzun süreli evliliğimde eşim Fikret ile ortak kaderimize doğru yürümekteyiz. Geçtiğimiz yıl yaşananlar ise içimde hâlâ bıraktığı yankı ile kalbimde duruyor.

Gece yarısında arabayla Malatya’ya doğru yola çıktığımızda sıcak bir hava vardı. Bir mola verdik; önümüzde duran kamyonlar arasında, parke taşlı bir yerde durduk. İçeri girdığımda, ortamın bizi nasıl bir bakışla karşılayacağını düşünüyordum. Üzerimde ince askılı bluz ve dizlere kadar uzanan dar tayt vardı; eşim bu görüntüyü onaylarcasına yanımdaydı. Restoran kısmına geçtiğimizde masa doluydu ve çoğu kişi kamyon ve tır şoförlerinden oluşuyordu. İnsanlar bizi süzüyordu; beni de, yanımda oturan eşimi de.

Yemeklerimizi söyledik ve sessizce oturduk. Gözlerimizin üzerimde olduğunu hissetmem, huzursuzluğumu daha da artırdı. Yemekler bitince hemen çıkış yolunu aradım; fakat dışarı çıkarken beklenmedik bir yardımla karşılaştık. Lastiğim inmişti ve tam o esnada yanımdaki iki adam belirdi; bize yardımcı olabileceklerini söylediler. Eşim teşekkür etti ve bagajı açtı; işin içindeyken bile içimi kemiren bir güven eksikliği hissettim. Bir anlık adımla kendimi yalnız hissettiğim bir an, bu adamlar arasındaki soğuk bakışlarla daha da belirginleşti.

İçeri dönüp yalnız kalmak istedim. Bir süre sonra biri yanımıza geldi ve “Aracınız hazır, abi sizi bekliyor” diyerek beni öne çekti. İçeri girince fark ettim ki, gerçekten de güvenlikten çok bir tehditle karşı karşıyayım. Eşimin olduğu yer, beni kurtarmaya çalıştığım anlarda bile, beni yalnız bırakmıştı ve o anda tamamen savunmasız kaldım. Bir anda beni sürükleyerek arabaya götürdüler ve kendimi başka bir kabin içinde buldum; karanlık ve sessiz bir yerdi.

Korku içinde, ağzıma bant yapıştırıldı ve tırın arkasında saklandık; yanımdaki tek bir düşünce şu oldu: Bu gece hayatımdan çıkacak mıydı, yoksa bu dehşet sonsuza mı sürüklenecekti?

Bir süre sonra adamlar beni arkamdan çekip yatağa yatırdılar ve benimle olan her şeyin tamamen kontrolünü ele geçirdiler. İçimdeki sesler çığlık atsa da susmam gerektiğini biliyordum; çünkü bu macera, tek başına mücadele edebileceğim bir şey değildi. O an, bana karşı gelenlerin gözlerinde bir şey barındırıyordu: Güç, korku, ve acımasızlık.

Bundan sonraki süreç, kelimelere dökülmesi zor bir kabus halini aldı. Gecenin bir bölümünde, savunmasızlığımın en derin kırılma noktası yaşandı; kimlikler silikleşti, isimler kayboldu ve ben yalnızca acıyla, utançla, çaresizlikle sarsıldım. Etrafımda olanlar, beni fiilen ele geçirip isteklerini yerine getirmek için kullandı; her bir adım, bedenimin her zerresinde iz bıraktı. Bu anlar, zihnimin karanlık en uç köşelerine kazındı ve yürekten çıkarması gereken bir sessizlik olarak kaldı.

Yaşadıklarımı geriye alıp bir adım geri atamasam da, hissedilen aşağılık ve korku asla unutulmayacak. Bu deneyim, bana olanı değiştirmem gerektiğini ve güvenin ne kadar kırılabilir olduğunu hatırlattı. Şu anda bu anıları yazarken bile içimde bir sızı var; çünkü bu olaylar, bir daha asla unutulmaması gereken bir gerçek olarak duruyor.

Not: Bu olaylar, benim güvenliğimi tehdit eden ve rızasız bir şekilde gerçekleşen ciddi bir suç olarak kayda geçmiştir. Polis kaydına ve gerekli mercilere başvurulmuş olup, tarafıma yönelik güvenlik önlemleri ve destek süreçleri başlatılmıştır.

cinsel saldırıgüvenlikİstanbulMalatyataksitli hatıratecavüztravmaTürkiyeyabancı otobüs yolculuğu

AMP Destek ve DMCA & iOs eklentileri için: live:.cid.ad0b1c84c064c583