Bir gün boyunca hissettiğim sıkıntıyı paylaşmak için küçük bir anımı anlatayım. 11/11/2015 tarihinde, canım sıkılmışken Merter MC’ye uğradım; bir kahve içmek için geldim. Masada oturan bir kadın dikkatimi çekti; telefonuyla konuşuyordu ve yüz ifadesinden moralinin bozuk olduğu hemen belliydi. Konuşması bittikten sonra araya yemeklerini yerken gözlerimiz sıkı sıkıya buluştu; kısa bir bakışma oldu ve içimdeki cesareti toplamak zorunda kaldım.
İçimdeki çekingenlik yüzeye çıktı ve konuşmak istedim. Cesaretimi topladım, yanına gidip samimi bir şekilde selam verdim: “Merhaba, Fatih ben. Sizi gördüm; belki dertleşmek iyi gelir.” O bana, “olabilir” dedi. Böylece konuşmaya başladık; nereden geldiğini, ne yaptığını ve hayatındaki küçük ayrıntıları konuştuk. O esnada bana “gidiyorum” dedi, ben de “istersen seni bırakabilirim” teklifinde bulundum. Gerek yok dedi ama sonunda anlaşarak yola çıktık ve evine kadar birlikte gittik.
Kahve ile devam ederken, birbirimiz hakkında daha çok şey öğreniyorduk; bazı itiraflar, bazı itiraf edilmemiş endişeler paylaşıldı. Eve dönerken bana “fazla oturup kalamam” dedi. Ama ben ısrarla teklif ettim ve o da kabul etti; sabaha kadar sohbet ettik, kahkahalarla ve aramızdaki çekimle ilerledi. Bana söylediği sözler kalbimde bir yer edindi, ve o günkü davranışlar, paylaştığımız anlar derinleşti.
Ertesi sabah, yol ayrımına geldiğimizde vedalaştık. O gün itibariyle telefonlar sıklaştı; fakat benim hislerimde değişiklikler oldu. İstenmeyen hisler ve endişeler çıktı; bazı şeylerin mahremiyeti ve iki kişilik bir bağın sınırları beni rahatsız etmeye başladı. Şu an saçma bir şekilde, geçmişteki anıları geride bırakıp yeni arayışlar içinde olduğumu hissediyorum. Eğer düşüncelerini ciddiye alabilecek biriyle karşılaşabilirsem, ilişki kurmak isterim; ancak bu kez karşılıklı saygı ve güven çok daha önemli. Kimseyi kırmadan ve karşılıklı olarak ilerleyebilecek bir iletişim istiyorum.”